Gizli Kıyamet: ABD Ordusunun Biyolojik Silah Laboratuvarları

Aşıların Ardındaki Dehşet: Geleceğimiz Nasıl Bir Komplonun Elinde?

ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın Kongre’deki şok edici açıklamaları, Covid aşılarının ardındaki karanlık sırları gün yüzüne çıkarıyor. Aşıların Savunma Bakanlığı (DoD) tarafından geliştirilip, ardından Pfizer ve Moderna gibi devlere devredilmesinin ortaya çıkması ve bu şirketlere tanınan “sorumluluk yok” maddesi, zihinlerde derin korku ve şüphe uyandırıyor.

Trump’ın “Operation Warp Speed”i zafer olarak sunması, ancak aşıların yol açtığı iddia edilen olumsuzlukları ve Covid’in tekrarlamasını görmezden gelmesi, bu distopik tablonun başka rahatsız edici parçasıdır. Küresel sağlık krizi, sadece virüsle mücadeleden ibaret değil; çok daha derin ve karanlık oyunun sahnelendiği, insanlığın geleceğinin tehlikede olduğu gerçeği fısıldıyor.

Askeri Sağlık Sisteminin Gölgesindeki Etik Kabus

Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) askerler üzerinde yaptığı çalışma, aşı uygulamasının erken dönemlerinde miyokardit vakalarının görüldüğünü ortaya koymasına rağmen, bulguların raporlanabilir “olumsuz olay” olarak kabul edilmemesi ve gizlenmesi, ABD askeri sağlık sisteminin şeffaflık konusundaki korkunç zaaflarını gözler önüne seriyor. Askeri Sağlık Sistemi’nin Pentagona bağlı olması ve “gönüllü askerler” üzerinde yapılan denemelerin ilaç şirketlerindeki kadar sıkı düzenlenmemesi, etik sınırların ne kadar acımasızca zorlandığını gösteriyor.

Walter Reed Ordu Araştırma Enstitüsü’nün HIV, Sıtma ve koronavirüsler üzerine yaptığı aşı araştırmaları, askeri kurumların bu alandaki aktif rolünü ve potansiyel etkilerini gözler önüne seriyor.

Biyolojik Silahların Gölgesindeki Kıyamet: Türkiye’ye Yansımaları

ABD’nin 1972 Cenevre Protokolü’nde biyolojik silahların yok edileceğine dair taahhütlerine rağmen, askeri deneme Alanı gibi tesislerdeki faaliyetler, anlaşmanın sadece aldatmaca olduğunu kanıtlıyor. Yaşanan “kazalar”, örneğin VX sinir gazının salınması sonucu binlerce koyunun ölümü ve şarbon virüsü örneklerinin dağıtılması gibi olaylar, tesislerin sadece ABD için değil, tüm dünya için potansiyel bir tehdit olduğunu gösteriyor. Hatta Pentagonun bir kasaba yakınlarında havadan biyolojik silahlar kullandığını açıklaması ve kasabanın nüfusundaki dramatik düşüş, tesislerin yerel halk üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının nedenlerinden biri olarak gösterilen, ülke genelinde yasa dışı olarak dağılmış 52 ABD Biyolojik Silah Laboratuvarı iddiaları, küresel güç mücadelesinin biyolojik silahlar üzerinden de yürütüldüğünü düşündürüyor. ABD’nin uluslararası anlaşmalara uymadığına dair ciddi endişeleri artıran durum, Türkiye gibi stratejik bir coğrafyada yer alan ülkeler için sadece bölgesel değil, küresel güvenlik açısından da büyük riskler barındırıyor.

Sınırlarımızın yakınında yürütülen gizli olası faaliyetler, ülkemizin biyolojik güvenliğini doğrudan tehdit edebilir ve gelecekteki olası planlı pandemilerin tetikleyicisi olabilir. Türkiye’nin tehditlere karşı proaktif bir duruş sergilemesi ve uluslararası platformlarda konuları sorgulaması hayati önem taşımaktadır.

Pandemi Hazırlığı ve Geleceğin Bakteriyel Tehditleri: Kimler Kazanıyor?

ABD menşeli Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) ve CARB-X gibi kuruluşların, Gates Vakfı ve diğer vakıflarla iş birliği içinde, gelecekteki bakteriyel enfeksiyonlarla mücadele etmek için yeni ürünler ve aşılar geliştirmesi, bir sonraki planlı pandeminin bakteriyel kökenli olabileceğine işaret ediyor. Ancak, hazırlıkların ardında yatan gerçek niyetler sorgulanmalıdır.

Geçmişte Rockefeller Enstitüsü’nün askerleri test kobayı olarak kullandığı ve İspanyol Gribi’nin bakteriyel zatürre ile ilişkilendirildiği iddiaları, pandemi hazırlığı ve aşı geliştirme süreçlerinde geçmişte yapılanlardan ders çıkarılması gerektiğini gösteriyor. ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın mRNA araştırmaları için hükümet sözleşmeleri iptal etmesi, mRNA teknolojisine yönelik mevcut tartışmalara ve politikalara dair güncel bilgidir.

Tüm çok katmanlı karmaşık ilişkiler ağı, küresel sağlık krizlerinin sadece doğal olaylar olmadığını, aynı zamanda belirli güç odaklarının çıkarları doğrultusunda çok daha önceden planlanarak şekillendirilebileceğini düşündürüyor.

Gizli Operasyonların Gölgesinde İnsanlık: Sorgulama Zamanı!

Tüm gelişmeler, insanlığın, bölgemizin ve toplumumuzun içinde bulunduğu konumu ve coğrafyamız üzerindeki tüm olumsuz etkileri sert ve kapsamlı bir şekilde ele almayı gerektiriyor. Küresel çapta yürütülen çok katmanlı karmaşık ve gizli operasyonel planların varlığı artık komplo teorisi olmaktan çıktığını anlamak yetmez! Keskin ve güçlü ifadelerle vurgulanmalıdır.

Artık sadece izleyici kalmak değil, bilinçli bir farkındalık kazanarak harekete geçme zamanıdır. Oyunun kurallarını değiştirmek, ancak gerçekleri sorgulayarak ve sorgulatmakla ve kolektif insiyatiflerle mümkün olacaktır. Unutmayın, en büyük tehlike, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyerek görmezden gelinen gerçeklerdir.

Küresel İfşa…

Yazar