Küresel Elitlerin İnsanlık Aleyhine Gizli Operasyonları; Transhümanizm
İlk bölümde transhümanizmin teorik çerçevesini ve küresel elitlerin ideolojiyi nasıl kullandığını inceledik. Bölümde, transhümanist dönüşümün pratik uygulamalarını, teknolojik altyapısını ve toplumsal sonuçlarını ele alıyoruz. Rothschild’lerden Elon Musk’a uzanan elit ağın, zihinlerimizi ve bedenlerimizi nasıl kontrol altına almaya çalıştığını göreceğiz.
Yapay Zekâ Hegemonyası ve Teknolojik Altyapı
Yapay zekâ, transhümanist dönüşümün temel aracı olarak, küresel elitlerin OpenAI ve DeepMind gibi şirketler üzerinden insanlık yararına çalıştıkları görüntüsü altında insan düşüncesini analiz eden ve manipüle eden sistemler geliştirmesine hizmet ediyor. Elon Musk’ın savunduğu “Tekillik” anı yaklaşırken, büyük güçler otonom silah sistemlerine milyarlar yatırıyor; McKinsey’in 2030 projeksiyonuna göre mevcut işlerin %30’u otomasyona geçecek ve sadece mavi yakalılar değil, avukatlar, doktorlar ve finans uzmanları da risk altında kalacak.
Harari’nin öngördüğü gibi elitler “gereksiz sınıfı” evrensel temel gelir ve dijital uyuşturucularla kontrol etmeyi planlarken, Çin’in sosyal kredi sisteminin küresel versiyonu, Clearview AI gibi şirketlerin milyarlarca yüz görüntüsünü izinsiz toplamasıyla çoktan hayatımıza girdi.
Küresel Ekonomik Kölelik Sistemleri
Transhümanist kontrolün ekonomik boyutu, Çin’den Batı’ya hızla yayılan dijital kimlikler ve sosyal kredi sistemleriyle hayata geçirilirken, Bill Gates ve Rockefeller Vakfı’nın finanse ettiği ID2020 gibi projeler pandemi sonrası “yeni normal” bahanesiyle sistemleri küreselleştirmeyi hedefliyor. Özgürlük vaadiyle sunulan kripto paralar ve blockchain, Merkez Bankası Dijital Para Birimleri (CBDC) ile birleştiğinde tam gözetimi mümkün kılan Truva atına dönüşürken, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Büyük Sıfırlama” planı çerçevesinde desteklenen nakitsiz toplum, Metaverse ve akıllı şehir projeleri (15 dakikalık şehirler, Gates’in Arizona projesi, Suudi Arabistan’ın NEOM’u) sürdürülebilirlik maskesi altında tam gözetim toplumunun altyapısını oluşturuyor.
Gıda ve Sağlık Sisteminin Ele Geçirilmesi
Transhümanist kontrol mekanizmalarının temelinde, küresel elitlerin gıda ve sağlık sistemlerini ele geçirme çabaları yatıyor; yapay et ve böcek proteini dayatmaları, “sürdürülemezlik” bahanesiyle çiftçilere yönelik saldırılar ve COVID-19 sürecinde ucuz tedavilerin karalanması stratejinin parçaları olarak karşımıza çıkıyor. Bill Gates’in ABD’nin en büyük özel tarım arazisi sahibi olması ve yapay et yatırımları, nüfus kontrolü hedefiyle bağlantılı biçimde, doğal gıdaların lüks haline geleceği, sağlığın teknolojik müdahalelere bağımlı kalacağı ve insanların temel yaşam kaynakları için bile ödeme yapmak zorunda kalacağı transhümanist geleceğe işaret ediyor.
Eğitim ve Kültür Mühendisliği
Transhümanist zihin kontrolü, eğitim ve kültür mühendisliği üzerinden ilerlerken, COVID-19 ile hızlanan dijital eğitim sistemleri öğrencilerin düşünce yapılarını belirli ideolojilere yönlendiren mükemmel programlama aracına dönüştü; Bill Gates’in Khan Academy yatırımları öğretmen-öğrenci ilişkisini ortadan kaldırıp eğitimi standartlaştırarak vizyonu desteklerken, modern sistemler Sokratik diyalektik yerine “ne düşüneceklerini” öğreten testlerle itaatkâr vatandaşlar yetiştiriyor, aynı zamanda Hollywood ve Netflix gibi medya şirketleri yerel kültürleri tek tipleştiriyor, Orwell’in deyimiyle “geçmişi kontrol ederek geleceği kontrol eden” anlayışla tarih yeniden yazılıyor ve aile kurumu zayıflatılarak bireyler doğrudan küresel kurumlara bağımlı hale getiriliyor.
Teknolojik Bağımlılık ve İrade Yıkımı
Transhümanizm, insanları teknolojiye bağımlı kılarak iradelerini yok etmeyi hedeflerken, ruhsal-manevi yıkım operasyonlarının teknolojik uzantısı olarak işlev görüyor; Facebook eski başkan yardımcısı Palihapitiya’nın “toplumsal dokuyu parçaladığını” itiraf ettiği sistemde, teknoloji devleri dopamin tetikleyici ürünlerle kullanıcıları ekranlara bağımlı kılarken, bulut hizmetleri kişisel verileri ele geçiriyor, Metaverse gerçeklikten kopuş yaratıyor ve giyilebilir teknolojiler sürekli gözetim sağlıyor – biyolojik dönüşüm stratejileriyle birleşen teknolojik bağımlılık, insanların dijital dünyaya sürekli bağlı kalacağı, “güncellemeler” için küresel şirketlere muhtaç olacağı, kendi verilerine erişim için bile bağımlı kalacağı ve vücutlarına yerleştirilen implantlar aracılığıyla her hareketlerinin kontrol edileceği distopik geleceğe işaret ediyor.
Büyük Sıfırlama ve Transhümanist Distopya
Transhümanist distopya kaçınılmaz değildir; küresel elitler (Rothschild’lerden Schwab’a, Musk’tan Gates’e) insan doğasını “aşılması gereken kusur” olarak görüp, “Büyük Sıfırlama” planı kapsamında dijital kimlikler, Neuralink gibi beyin-bilgisayar arayüzleri ve “sürdürülebilirlik” maskesi altında 15 dakikalık şehirler, CBDC’ler ve yapay gıda sistemleriyle insanları kontrol edilebilir makinelere dönüştürmeyi amaçlasa da, dünya genelinde gelişen direniş hareketleri, açık kaynak yazılımlar, merkezsiz sistemler ve doğal yaşam tarzlarını benimseyen yerel topluluklar aracılığıyla merkezi kontrole alternatifler yaratıyor, çünkü gerçek ilerleme insanlığı “aşmak” değil, teknolojiyi insanlığın hizmetine sunarak özgürlüğü ve onuru koruyan gelecek inşa etmektir.
Küresel İfşa
Okuyucularımız, kaynak gösterdikleri takdirde içerikleri izin almadan kullanabilirler. Aksi takdirde kanunen fikir hırsızlığına, Allah katında da kul hakkına girerler.