Dijital Kamu Altyapısı; Küresel Çatışma ve Dijital Savaş

Dijital Kamu Altyapısının Çok Boyutlu Tehditlerine Karşı Hazır mısınız?

Hızla gelişen teknolojinin etkisiyle şekillenen “Dijital Kamu Altyapısı” (DKA), devletlerin ve küresel elitlerin dijital sistemleri kullanma biçimlerini dönüştürürken, siber savaşlardan otonom silah sistemlerine, dijital casusluktan toplumsal kutuplaşmaya uzanan geniş  yelpazede küresel güvenliği tehdit eden çok boyutlu  olgu haline gelmiş, uluslararası ilişkilerin ve toplumsal dinamiklerin merkezine yerleşerek teknik  kavram olmaktan çıkıp dijital çağın en kritik güvenlik meselelerinden biri olmuştur. 

Siber Savaş ve Kritik Altyapıların Çökertilmesi

Stuxnet virüsü, İran’ın nükleer programını hedef alan ilk büyük dijital silah olarak tarihe geçmişti. Siber silahlar, elektrik şebekeleri, su arıtma tesisleri ve nükleer santraller gibi kritik altyapıları hedef alabilir. NotPetya ve WannaCry gibi fidye yazılımları, hastaneleri, bankaları ve hükümet kurumlarını hedef alarak, milyarlarca dolarlık zarara yol açtı.

Saldırıların arkasında devlet destekli hacker grupları olduğu düşünülüyor. Siber savaş, geleneksel savaşın kurallarına tabi değil ve saldırıların kaynağını kesin olarak belirlemek çoğu zaman imkansız. Bu, “sahte bayrak” operasyonlarına ve üçüncü tarafların suçlanmasına olanak tanıyor. 

Otonom Silah Sistemleri ve Robot Askerler

Yapay zeka destekli otonom silah sistemleri, insan müdahalesi olmadan hedef belirleme ve saldırı kararları verebilir. ABD, Çin, Rusya ve İsrail gibi ülkeler, teknolojilere büyük yatırımlar yapıyor. Boston Dynamics’in robot köpekleri ve insansı robotları, askeri uygulamalar için test ediliyor. Robotlar, gözetim, keşif ve hatta doğrudan çatışma görevlerinde kullanılabilir. 

Drone sürüleri, binlerce küçük insansız hava aracının koordineli şekilde hareket ederek, savunma sistemlerini aşabilmesine olanak tanıyor. Teknoloji, geleneksel askeri güç dengelerini tamamen değiştirebilir. 

Dijital Casusluk ve İstihbarat Savaşları

NSA’in PRISM programı, dünya genelindeki internet trafiğini izleyerek, milyarlarca insanın iletişimlerini takip ediyor. Edward Snowden’ın ifşaatları, programın kapsamını ortaya çıkardı.

Pegasus gibi casus yazılımlar, hedef alınan kişilerin akıllı telefonlarına uzaktan erişim sağlayarak, tüm iletişimlerini, fotoğraflarını ve hatta mikrofonlarını ve kameralarını kontrol edebiliyor. yazılımlar, gazetecileri, aktivistleri ve politik muhalifleri hedef almak için kullanılıyor. Sosyal medya platformları, kullanıcı verilerini istihbarat servisleriyle paylaşıyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, ABD Kongresi’nde yaptığı açıklamada, şirketin FBI ve diğer istihbarat servisleriyle işbirliği yaptığını kabul etti. 

Toplumsal Kutuplaşma ve Dijital Nefret Söylemi

Sosyal medya algoritmaları, kullanıcıları “yankı odalarına” hapsederek, sadece kendi görüşlerini pekiştiren içeriklerle karşılaşmalarına neden olması toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor ve farklı görüşlere sahip gruplar arasındaki diyaloğu imkansız hale getiriyor. Yapay zeka destekli içerik üretim sistemleri, belirli grupları hedef alan nefret söylemi ve dezenformasyon kampanyaları için kullanılabilir. Bu, etnik ve dini çatışmaları körükleyebilir ve hatta soykırımlara zemin hazırlayabilir.

Örneğin, Rusya’nın Internet Research Agency (IRA) gibi troll fabrikaları, ABD ve Avrupa ülkelerinde toplumsal gerilimleri artırmak için sahte hesaplar ve botlar aracılığıyla kutuplaştırıcı içerikler yayıyor. 

Küresel Düzensizlik ve Kaos

DKA sistemlerinin yaygınlaşması, küresel güç dengelerini temelden değiştirebilirken, geleneksel askeri güce sahip ülkeler yerine, dijital teknolojilerde üstünlük sağlayan ülkeler ve şirketler, yeni küresel güçler haline gelebilir. Dijital para birimleri ve blokzincir teknolojileri, geleneksel finansal sistemleri ve merkez bankalarını bypass ederek, istikrarsızlığa yol açabilme olasılığı, küresel ekonomik krizlere ve sosyal çalkantılara neden olabilir. 

İklim değişikliği, pandemi ve ekonomik krizler gibi yapay küresel sorunlar, DKA sistemleri aracılığıyla yönetilmeye çalışılırken, sistemlerin başarısızlığı veya kötüye kullanılması, insanlık tarihinin en büyük felaketlerine yol açabilir. 

Dijital Kölelikten Özgürlüğe: Büyük Sıfırlamaya Karşı Direniş

Dijital Kamu Altyapısı (DKA), toplumsal verimlilik vadederken küresel elitlerin, küresel kontrol aracına dönüşme tehlikesi taşıyor. Risk, Dünya Ekonomik Forumu’nun pandemiyi fırsat bilerek başlattığı “Büyük Sıfırlama” planıyla birleştiğinde daha da belirginleşiyor.

DKA sistemlerinin getireceği biyometrik kölelik, ekonomik soygun, sağlık faşizmi ve zihin kontrolü gibi distopik senaryolar karşısında teslim olmak zorunda değiliz. Teknolojinin demokratikleştirilmesi, veri gizliliğinin korunması, merkezi olmayan sistemlerin desteklenmesi ve dijital hakların anayasal güvence altına alınması için mücadele etmeliyiz. Dijital geleceğimizin kontrolünü küresel elitlerden alıp, bilinçli ve örgütlü vatandaşlar olarak kendi ellerimize almak için harekete geçme zamanı geldi.

Küresel İfşa

Yazar

Banner
Yasal Uyarı:
Okuyucularımız, kaynak gösterdikleri takdirde içerikleri izin almadan kullanabilirler. Aksi takdirde kanunen fikir hırsızlığına, Allah katında da kul hakkına girerler.